Kedi Sevgisi Anketi (İkili ve Saçaklı Mantığa Göre)

İkili mantık ve saçaklı mantığı karşılaştırabilmek için, kedi sevgisi üzerine iki tane anket (sormaca) yaptım.
Köpek sevenler üzülmesin, köpek sevgisi anketini de başka bir zaman yaparız.

Saçaklı (fuzzy) mantığa göre yapılan anket, çeşitliliği ve değişik görüşleri daha iyi yansıtıyor.
Hiç sevmeyenler ve çok sevenlerin dışında, farklı derecede sevenlerin de olduğunu görüyoruz.

İkili mantıkta ise insanlar, sevenler-sevmeyenler diye iki gruba ayrılmak zorunda kalıyorlar.
Ara değerlere yer verilmediği için, insanlar aşırı uçlarda bulunmaya zorlanıyorlar.

Saçaklı sonuçlara baktığımızda 18 kişinin ara değerlerde yer aldığını, sadece 9 kişinin aşırı uçlarda olduğunu görüyoruz.
Demekki insanlar, ikili mantık anketlerinin söylediği kadar siyah-beyaz düşünmüyorlar.

Anketi nasıl yaptım?
İkili mantık ve saçaklı (fuzzy) mantık kullanılan anketler arasındaki farkı ortaya koymak için bir araştırma yapıyorum.
Aşağıda iki farklı yöntemde sorulmuş sorular var.
Her ikisini de yanıtlayıp gönderirseniz sevinirim.

Şeklinde bir elmek (e-posta) yazıp arkadaşlarıma gönderdim.

1. Yöntem (ikili mantık yöntemi)
Soru: Kedileri sever misiniz?
Yanıtınız:
a) Evet
b) Hayır



2. Yöntem (saçaklı mantık yöntemi)
Soru: Kedileri ne derece seversiniz?
Yanıtınız:
Sevme derecem: [0..10] (sıfırla on arası bir sayı)

Bunu bir çeşit puanlama gibi düşünebilirsiniz.
Ya da not verir gibi düşünüp, sıfırla on arası bir derecelendirme yapmak isterseniz, kaç verirdiniz?

0 : Hiç sevmiyorum
1 : Neredeyse hiç sevmiyorum
2 : Oldukça sevmiyorum
3 : Epey sevmiyorum
4 : Biraz sevmiyorum
5 : Hem seviyorum, hem de sevmiyorum
6 : Biraz seviyorum
7 : Epey seviyorum
8 : Oldukça seviyorum
9 : Neredeyse çok seviyorum
10 : Çok seviyorum

Grafikler aşağıda.
Dünya sandığımız ya da inandırıldığımız kadar siyah-beyaz değil, epey gri aslında.

Kedi Sevgisi Anketi (İkili)

Kedi Sevgisi Anketi (Saçaklı)

// Gökhan Koçak
// 25 Nisan 2007
// Antalya

Saçaklı Seçme Yöntemi / Saçaklı Demokrasi

Haziran 2003'de Turna öbeğinde ortaya attığım ve o zaman "çoklu seçim" olarak adlandırdığım saçaklı seçme yönteminin Bart Kosko tarafından da ele alındığını Aralık 2006'da okuduğum Kosko'nun Heaven in a Chip adlı kitabında gördüm. Kosko ile koşut düşünebilmiş olmak beni sevindirdi.

Saçaklı mantıkta, nesne ve onun niteliği arasındaki ilişki sıfır ile bir arasında bir gerçel sayı ile tanımlanır. Yani, nesne ve nitelik ilişkisi bir derece meselesidir.

Saçaklı seçme yönteminin çıkış noktası da budur. Seçen ile seçtiği arasında, derecesini seçenin belirleyeceği bir ilişki kurmak:

Her seçmene herbiri 1 oy değerinde 10 oy verme hakkı tanınır.
Seçmen, elindeki oyları adaylara istediği şekilde dağıtabilir.
Birinci adaya 1 oy, ikinciye 7, üçüncüye 2 oy gibi bir dağıtım yapabilir.
Dördüncü adaya 10 oy verip diğerlerine hiç oy vermeyebilir.
Hiçbir adaya oy vermeyebilir.
Sadece 5 oy kullanmayı isteyebilir, diğer oyları kullanmadan atar.

Saçaklı seçimde dikkat edilmesi gereken nokta soruyu da değiştirmek gerektiğidir. Sadece yanıtı değiştirmek eksik kalır.
"Aşağıdaki adaylardan hangisini seçersiniz?" diye sormak yerine, "aşağıdaki adayların her birini ne derece desteklersiniz?" diye sormak gerekir.

Daha somut bir örnek vermek için, yıllardır sorulan bir soruyu ele alalım: Türkiye doğulu mudur, batılı mı? İkili mantıktan kalma bu soruyu saçaklandırırsak şöyle sormak gerekir: Türkiye ne derece doğuludur, ne derece batılı?

İkili mantık yöntemine göre:
Soru: Türkiye doğulu mu, batılı mı?

Seçenekler:
a) Doğulu
b) Batılı
Seçeneklerden sadece biri işaretlenebilir.


Saçaklı seçme yönteminde ise
Soru: Türkiye ne derece doğulu, ne derece batılıdır?

Seçenekler:
a) Doğululuk derecesi: ...
b) Batılılık derecesi: ...
Boş bırakılan alanlara, 0-10 arası sayılar konarak seçim yapılır.
Toplamın 10'u geçmemesi gerekmektedir.

Ölçeğin 0-10 arası olması da şart değildir, 0-100 arası ya da 0-1000 arası da olabilir. Önemli olan herkese eşit sayıda oy hakkı tanınmasıdır.

Saçaklı seçme yönteminin seçimlere uygulanması durumunda karşımıza saçaklı demokrasi çıkar ki, bildiğim kadarıyla şu ana kadar dünyada denenmiş bir sistem değildir. Ama bir gün neden olmasın?

// Gökhan Koçak
// 9 Nisan 2007
// İstanbul