Doğruya yakın, yanlıştan uzak

Doğru bulduğumuz şeyleri, "doğruya yakın, yanlıştan uzak"; yanlış bulduğumuz şeyleri, "yanlışa yakın, doğrudan uzak" diye nitelendirmeye başlarsak saçaklı (fuzzy) bir adım atmış oluruz diye düşünüyorum.

Birşey hakkında "kesinlikle doğru" demek, belki de bir anlamda tanrılığa özenmektir. "Kesinlikle doğru" olduğuna dair elimizde şüphe götürmez bir delil mi var?

Ama günlük hayatta, dönüp dolaşıp "kesin" ifadeler kullanmak zorunda kalıyoruz. Çünkü "keskin bir çizgi" çekip, neyin doğru neyin yanlış olduğuna dair bir hüküm vermemiz gerekiyor. Yüzde seksen doğru bulduğumuz birşeyi yuvarlayarak yüzde yüz doğru hale getiriyoruz. Yüzde yirmi yanlış payı olmasına rağmen, o kısmını gözardı ediyoruz. Nedenini henüz bilmiyorum ama böyle davranıyoruz, davranmak zorunda kalıyoruz, belki de istiyoruz. Belki de Bart Kosko'nun işaret ettiği gibi, doğal seçimle ilgili bir konudur. İkili mantıkla, Aristo mantığıyla düşünenler hayatta kalabiliyor, diğerleri eleniyordur.

Bu yazı hakkında hüküm vermek isteyenler de ikiye ayrılıyor:

1) İkili mantıkla düşünmeye devam edenler:
a) Yanlış buldum diyebilirler
b) Doğru buldum diyebilirler

2) Saçaklı mantıkla düşünmeye başlayanlar:
a) Doğruya yakın buldum diyebilirler
b) Yanlışa yakın buldum diyebilirler ki bu durum sanırım bir paradoks olur.

Doğruya yakın düşünmemiz ve hüküm vermemiz dileğiyle...

// Gökhan Koçak
// 17 Ocak 2007
// İstanbul